Dokuma ve örme işletmelerinde üretimi takip etmek, dışarıdan bakıldığında sadece makinelerin çalışma sürelerini ölçmek gibi görünebilir. Sensörler yardımıyla atkı atışlarını, çözgü kopuklarını veya üretim sayaçlarının hareketini otomatik olarak alabilirsiniz. Peki ya sayaç durduğu halde, makineden otomatik bir sinyal gelmiyorsa?
İşte işletmelerin en büyük "kara deliği" ve OEE (Toplam Ekipman Etkinliği) hesaplamalarının çöktüğü yer burasıdır: Manuel Duruşlar.
Her mühendis temel OEE formülünü bilir:
Buradaki en kritik çarpan "Kullanılabilirlik" (Availability) değeridir. Çoğu işletme bu değeri hesaplarken şu basit mantığı kurar: Planlanan üretim süresinden, bilinen arıza ve yemek molalarını çıkarır.
Ancak tekstil sahasında gerçek formül bu değildir. Sensörlerin göremediği gri alanlarda (iplik bekleme, levent değişimi, kısa süreli temizlik) veriyi sisteme girecek tek kişi operatördür. Eğer sisteminiz bu "kayıt dışı" mikro duruşları yakalayamıyorsa, Kullanılabilirlik oranınız kağıt üzerinde %90 görünürken, gerçekte %75'lerde sürünüyor olabilir. Gerçek OEE, operatör inisiyatifinden bağımsız, saniyesi saniyesine kayıt altına alınan net duruş süresiyle hesaplanandır.
Bu noktada sorunu sadece operatörün dikkatsizliğine atmak kolaya kaçmaktır. Sahada yapılan zaman etütleri ve metod mühendisliği çalışmaları bize net bir darboğazı gösteriyor: Operatörün işi veri girmek değil, makineyi çalıştırmaktır.
Eğer kurduğunuz veri toplama sistemi, operatörü önce ekrana gidip duruş sebebini seçmeye, sonra arızayı gidermeye zorluyorsa; veya duruş girmek için onu makinesinden ayırıp salonun sonundaki merkezi bir bilgisayara yürütüyorsa, kendi elinizle verimsizlik yaratıyorsunuz demektir.
Makinenin başında çözülmesi gereken bir sorun için operatörün yürüdüğü, menüler arasında kaybolduğu her saniye, makinenin "ölü" kaldığı süredir. İşi basitleştirmeyen hiçbir metod, sahadan doğru veri alamaz.
Kayıpsız bir üretim yönetimi için sistem, üretim akışıyla inatlaşmamalıdır:
Özetle; dokuma ve örme salonlarında OEE'yi yükseltmenin yolu karmaşık excel tablolarından değil, sahadaki metodu iyileştirmekten geçer. Operatörün veri girişini kolaylaştırmayan, her makinenin başında ona bir asistan gibi eşlik etmeyen hiçbir sistem, size fabrikanızın gerçek kapasitesini söyleyemez.